Sayfacıbaşının Seyİr Defterİ

Bir sayfacıbaşının gözünden, görsel-işitsel-düşünsel ve de geyiksel meselelerin gayri ciddi mütaalâlarını ihtiva eder.

20 Mart 2007

Blog blog dediğin nedir ki gülüm, ben senin için websitesini göze almışım...

Eh bu kadar defter tuttuk, bu kadar yazı yazdık. Blogistan'daki yazdıklarımız yetmedi, şimdi bir de site yapmaya özendik. Muhteşem sitemiz, yakında sizlere hizmet vermek üzere yola çıkacak. Bilin bakalım adresi ne olacak?

Tahmin etmek zor değil:
www.sayfacibasi.com

Hadi hayırlısı bakalım, hayırlı olsun.

Sayfacıbaşı olmak herkesin hakkı! Buyrun...

Etiketler: , , ,

16 Mart 2007

En Sevdiğim Simge

Daha önce Ateş Tilkisi'nden bahsetmiştik. Uzun uzadıya nam-ı diğer Fayrfoks'tan (Firefox) bahsetmeyeceğim. Sadece İnternet Ekspılorır'da (Internet Explorer) rastlamadığım bir olay var: Favikon (Favicon).

Hani vardır ya, İngilizce derslerimizde bol bol gündeme gelir: Vat iz yor feyvırıt futbol tiim? (What is your favourite football team?) İşte bu soruda bahis mevzuu olan feyvırıt (favourite) burda da karşımıza çıkıyor. Çok sevdiğimiz bir simgeyi sitemize "favicon.ico" adıyla yüklüyoruz ve sevgili Fayrfoks, adres çubuğunda okuduğumuz internet sitemizin adresinin hemen solunda bu simgeyi ziyaretçilerin nazarına veriyor.

Şimdi asıl mevzu bu simgeye nasıl kavuşacağımız. Elinizde bir simge düzenleyici program varsa biraz kurcalayarak ve el yordamıyla bu sorunu halledebilirsiniz. Lâkin bununla uğraşmaya da lüzum görmüyorum, zira sizin için yapılmışı var. Daha doğrusu şu site sizin için sevdiğiniz bir resim dosyasını "favicon.ico" haline getirip hizmetinize sunuyor.

Sitenin adresi de şöyle:
http://www.graphicsguru.com/favicon.php

Simgeniz hayırlı uğurlu olsun, güle güle sevin.

Etiketler: ,

09 Mart 2007

Çok Yorgunum, Beni Bekleme Kaptan

Sevgili Kaptan,

Bugünlerde acayip yorgunum. Ne yazı yazacak halim var ne de malzemem. Aslında ıkınsam çıkar. Eski defterleri biraz karıştırırım, biraz da kafadan uydururum olur. Ama sen incelik edip benim gibi saçma sapan, ipe sapa gelmez şeyler yazan birinin boş beleş günlüğüne bağlantı vermeyi uygun görmüşsün. Ne diyelim, sağ olasın.

Benim gibi kapanma düğmesi içe doğru olan bir insan, bir muhatap bulmayagörsün, özgüveni öyle bir artar ki sorma. Biz buna gaza gelmek de deriz bazen. İşte sevgili Kaptancığım, beni muhatap alarak öyle bir özgüven verdin, öyle bir gaza getirdin ki, bunu anlatmam çok zor. O yüzden artık bunu anlatmaya çalışmayacağım.

Sevgili Kaptan, madem bir günlük yapıp blogosferdeki yerini aldın, sadece seyir defterine bağlantı vermek yerine bir kaç birşeyler de karalayıverseydin ya, değil mi? Bak ben ne güzel karalayıveriyorum. Mühim olan nitelik değil nicelik.

Al bir de konuyla hiç alakası olmayan bir resim koyayım, bakar bakar tebessüm edersin.
Hadi kal sağlıcakla, sallan salıncakla!
Sayfacıbaşı

Not: Yorum falan da yaz istersen ama kimliğini gizleme benim gibi:))

Etiketler: , , ,

13 Şubat 2007

Yenilendikçe Eskiyor Sanki İçten İçe

Blogırcı (Blogger+cı) olalı beri kendime uygun, eli ayağı düzgün bir tema/tempıleyt (thema/template) bulabilmiş değilim. Bu kullandığım da çok zoraki oldu ve hâlâ üzerinde hiç uğraşasım yok. Bana da eğreti duruyor gibi geldi. Defterimiz daha önce, Daglıs Bavmın'ın (Douglas Bowman) bir şaheseri olan Harbor adındaki görünüme bürünmüştü. Şimdi ise ne idüğü belirsiz alacalı bulacalı bir şey gibi. Sevmedim, yine değiştirmeye karar verdim.

Aslında benim favorim Vördpres (Wordpress) tasarımlarından Kürbik (Kubrick). Ama buna uygun bir Blogır entegresi bulmak çok zor. Yakında Blogır'dan terk-i diyar eyleyip Vördpreslere gark olursam hiç şaşırmayın derim...

Hatta az sonra çalışmalara başlıyorum.

Finalde ise özgür bir yiğidin karikatürü var.

Etiketler: , , , ,

15 Ocak 2007

Duble karakter sahibi miyim, yoksa piyasada dublörüm mü var?

Anne ben şizofren mi oldum?

Şizofreni aslında çok kötü ve tehlikeli bir hastalık ama eğer bu hastalığı sadece A Beautiful Mind (Akıl Oyunları) gibi bir filmle tanıdıysanız belki bir maceradan daha fazlasını hissetmezsiniz.

Bunca yıllık sayfacıbaşılık hayatımda kendimi ilk defa şizofreni hastalığına yakalanmış hissediyorum. Seyir defterimizin sol kısmında "Aksesuar" bölümünde gördüğünüz "Ziyaretçi Sayısı" aslında bir Sıtatkantır hizmeti. Bu hizmetten daha sonra uzun uzun bahsetmeyi planlıyorum, ama şu an konumuz bu değil. Sadece bir kaç ehemmiyetli noktaya temas etmek için gerekli gördüm. Bu hizmet sayesinde seyir defterimize gelen gidenlerin nerden geldikleri, nereye gittkleri ve neci oldukları hakkında küçük bilgilere sahip olabiliyoruz.

Bundan mülhem*, son günlerde seyir defterimizin hitinin arttığını görünce şaşırdım ve baya sevindim. Ziyaretçilerimizin nerden geldiğine baktığımda ise genellikle pek bir fikir sahibi olmadığım günlükleri buldum. Bahis mezvuu olan günlüklerde benim namıma yorumlar yazılmış olduğunu gördüm ve "ben bunu ne zaman yazdım" düşüncesiyle panikledim.

Taklitlerimizden ısrarla sakının

Hafızamı ne kadar zorladıysam da öyle bir yorum yazdığımı hatırlayamadım. Acaba şizofreni hastalığına yakalanmıştım da ikinci kişiliğim benden habersiz işler mi çeviriyordu, yoksa piyasada benim bile haberdar olmadığım bir dublörüm mü vardı!

Takip

Dublörümü elbette takip edebileceğim başka bir sistem yok ya da ben bilmiyorum. Allah'tan şimdiye kadar kötü bir yorumla karşılaşmadım, ümidim odur ki birilerinin kalbini kırmasın. Belki de kötü bir şeyler karalamıştır da günlük sahibi silmiştir ya da onaylamamıştır kim bilir...

Teşekkür

Kendisine teşekkürü bir borç biliyorum zira uzun zamandır in ve cinin arasında geçen müsabakayı izlemekten maada* bir uğraş buldum ve gelen gideni takip etmeye başladım. İyi oldu zahir...

Seyircilere not

Bahsettiğim gibi kim olduğunu bilmediğim bir dublörüm var, kalbinizi kırarsa özür dilerim, fakat sorumlusu benmişim gibi düşünmeyin ne olur.

Sayfacıbaşının seyri sürecek. Ama yakında!

Etiketler:

14 Ocak 2007

Yeni bir duruş, yeni bir görünüş, bana yeni bir arayüz lazım

Bir önceki yazımda Gugıl Blogır'ın yenilenmesi şerefine yenilendiğimden bahsetmiştim. O yazıma bir yorum gönderen "Menapoz Abla" adlı günlükçünün günlüğüne baktım, arayüzüne özendim ve çalışmalara başladım. O yorumla ilgii olarak ayrıca bir yazı yazmayı düşünüyorum.

Neyse efendim, gerekli araç ve gereçler şunlar:






































Yakında burada!

Etiketler:

12 Ocak 2007

Sayfacıbaşı dediğin nedir ki?

Bir sayfacıbaşı olarak Gugıl'ın (google) Blogır'ı (blooger) beta sürümünden ayrılmasına binaen bir değişim, bir başkalaşım sürecine girme hevesiyle yanıp tutuştum ve seyir defterimi temize çekmeye karar verdim.

Yıllardan beri kâh o sitede kâh bu sitede sörf yaparak internet sayfaları hakkında birşeyler öğrenmenin peşinden koştum. Bazen saçmaladım bazen ciddi işler üzerinde durdum, ama yine de sonunda masal misal bir arpa boyu yolu ancak katedebildiğimi gördüm. Bazen yaptıklarımı boşa kürek çekmek olarak görüyorum, vazgeçiyorum, bırakıyorum. Sonra dayanamıyorum devam ediyorum.

Vakti zamanında kimsede bilgisayar yokken bende vardı. Vakti zamanında cep telefonu kimselerde yokken yine ben de vardı. Ve vakti zamanında öğrenci milletinden kimse faturalı hat kullanmazken ben kullanıyordum. Kimse Nokya Otzikion (Nokia 3210) modelinden haberdar değilken ben kullandım. Kimsede internet yokken ben gidip İkzuum kom (xoom.com) diye bir siteden internet sitesi alıp site tasarımına başladım. İnternet kafe sahiplerinin, oyunlardan daha fazlasından haberdar olmadıkları zamanlarda Mirç programından (mIRC) çet (chat) ortamlarına akmayı ben biliyordum.

Peki şimdi ne oldu? Herkes iternet sitesi tasarlıyor, herkesin en son çıkan cep telefonları var, çetten kız düşürmeyen çetır (chatter= chat yapan insan) yok nerdeyse. Yuh artık o kadar da değil, diyorsanız, "teşbihte hata olmaz" şeklinde bir cevap verebilirim.

Yanlış anlaşılmasın, bundan o kadar da üzgün falan değilim. Asıl üzüldüğüm nokta, benim hâlâ yerimde sayıyor olmam. Şimdi bir değişimin vakti geldi. Bir sayfacıbaşı olarak internet sayfası mutfağında yenilenme sürecine girmek gerek. Üç eyçtiemel (html) kodu bilmekle iş bitmiyor kısaca.

Şimdi kolları sıvayıp sayfa mutfağına girme zamanı. Sayfacıbaşı iş başında.

Uçuşan düşünceler:
Ne bu kardeşim, "aşçıbaşı" gibi "sayfacıbaşı", "kaptanın seyir defteri gibi" "sayfacıbaşının seyir defteri" falan... Ne kadar taklitçisin yahu!

Etiketler: